İŞSİZLİK

Dünyada, üç kategoriye sahibiz: istihdam edilenler, yetersiz çalışanlar ve işsiz. Bu şaşırtıcı durum, toplumların iyiliklerinden daha çok zararlarına neden olmaktadır. İşsizlik bugün toplumların önündeki en büyük sorunlardan biri haline geldi. Bu, toplumumuzun derinliklerini yiyen ve ilerlemelerini engelleyen bir kansere benziyor. Her gün bazıları  işlerini kaybederken, diğerleri ise masalarına yiyecek koyacak bir iş için caddelerde dolaşıyorlar.

İşsizlik, gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde yaşanan küresel bir sorundur. En büyük kanıt, gelişmiş ülkelerin bile işsizlik sorunlarıyla mücadele etmeleridir. Uluslararası İşgücü Örgütü, 2012’de hem istihdam edilenlerin hem de işsiz olanların istatistiklerini yayınladı. Orada, dünya nüfusunun yaklaşık % 6’sının işsiz olduğu ve bu rakam içinde genç işsizliğinin önde geldiği tespit edildi.

Yüksek işsizlik, daha düşük yaşam standartları ve yoksulluğun artması ile birlikte benlik saygısını kaybetme, boşanma oranının artması, şiddet suçlarının artması ve hatta intihar gibi sosyal patolojiler de dahil olmak üzere insani sefaletle ilişkilidir. Bu sosyal maliyetlere ek olarak işsizlik, ekonomik problemlerde doğurur. Makroekonomik düzeyde, yüksek işsizlik, ekonominin kaynaklarını kullanmadığını ve dolayısıyla potansiyelinin altında çalıştığını ifade eder. Yüksek işsizlik, sosyal sigorta programlarındaki harcamaların artması ve vergi tahsilatının azalması nedeniyle, hükümet parasına da mal oluyor. Bu bakımdan hükümet ve kişiler tarafından işsizlik probleminin üstesinden gelecek ve daha fazla istihdam yoluyla ülke ekonomisini geliştirecek  uygun çözüm adımları atılması önem kazanmaktadır.

İşsizlik ve işsizlik oranı

Genel olarak, insanların işsiz olarak sınıflandırılması için iki temel ölçüt dikkate alınmaktadır: (i) hiçbir işleri olmamalı, ve (ii) aktif bir şekilde iş arayışında olmalıdırlar.

İşi olmayan ve aktif olarak arama yapmayanların, işgücü dışında olduğu düşünülmektedir.

Daha hassas olarak, ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu(BLS), işsiz kişileri “referans haftasında işi olmayan, geçici hastalık dışında işe hazır olanlar, ve referans haftası ile biten dört haftalık süre içerisinde bir iş bulmak için özel çaba sarf etmiş olanlar” olarak tanımlıyor. Bu kuralın bir istisnası vardır:” çıkarıldığı bir işe yeniden çağrılmayı bekleyen kişiler, işsiz olarak sınıflandırılmaları için iş arıyor olmalarına gerek yok.”

İşgücü dışında sınıflandırılan grubun yalnızca istihdam edilmeyi istemeyen kişilerle sınırlı olmadığı unutulmamalıdır. Gerçekten de, işi olmayan ve iş bulmakla ilgilenen (geçmiş yıllarda iş aramış oldukları gerekçesiyle işaret edildiği gibi) insanları da içerir; ancak, işlerin mevcut olduğuna inanmadıkları için aramayı bırakmışlardır. Bu kişiler ankette cesareti kırılmış işçiler olarak sınıflandırılırlar. Cesareti kırılmış işçilerin, işsizlerle benzer bir durumda olduklarıiçin,  işsizlere benzer bir döngüsel model sergilemektedir. Bu nedenle, genişletilmiş bir işsizlik ölçüsünde, cesareti kırılmış işçiler de dahil edilmelidir.

İşgücü piyasası koşullarını değerlendirmek için ekonomistler, işsiz sayısı yerine, toplam iş gücünün yüzdesi olarak işsizlik oranını kullanmaktadır. Gerçek işsizlik oranının, “doğal” işsizlik oranı veya kısa dönemli döngüsel faktörlerin tam olarak ortaya çıktığı zamanki işsizlik oranı(yani, ekonomideki ücret oranlarının, toplam işgücü talep ve arzı dengede kalacak şekilde belirlendiği) ile mukayese edilmeleri de faydalıdır.

İşsizliğin doğal oranından sapması,” döngüsel işsizlik veya iş gücü talebindeki kısa dönemli değişimden kaynaklanan işsizlik” olarak adlandırılır. Gerçek işsizlik oranı, doğal orandan çok daha fazla oynaklık sergiler, çünkü tanımı itibarı ile doğal oran, iş gücü piyasasındaki kısa vadeli dalgalanmaların neden olduğu oynaklığı, ihmal etmektedir.

Gerçek işsizlik oranı tahmini doğal oranın altına düştüğünde, emek piyasaları tipik olarak “sıkı” olarak tanımlanmaktadır. Bunun tersi gerçekleştiğinde, “daha yumuşak” bir işgücü piyasası ya da “gevşek” bir iş piyasasından haberdar olmaya başlarız. Tabii ki, gerçek ve doğal işsizlik oranlarının karşılaştırılması, sonrakinin işsizliği açık bir şekilde ölçen bir sayı olmayıp, sadece teorik kavramın bir tahmini olması ve bu tahmini çevreleyen belirsizlikler nedeniyle, karmaşıktır.

Doğal İşsizlik Oranı

Doğal işsizlik oranı, bir ekonomide daima bir miktar işsizlik seviyesinin olacağını kabul eder. Doğal oranda, tüm işsizlik gönüllü olacaktır. Bu, ekonomi tam istihdamla çalışırken oluşan, istihdam oranıdır. Doğal oran, iş talebinin ve iş arzının etkileşimi ile belirlenir. Denge ücret oranında, iş isteyen herkes iş bulabilir.

Bununla birlikte, bu ücret oranında da, çalışmamayı seçen bazı insanlar olacaktır. Doğal işsizlik oranı şu şekilde belirlenir:

 • Sosyal yardımların değeri

• Sendikal güç

 • Vergilendirme sistemi

 • Emek göçü

 • Sosyal faktörler

Doğal işsizlik oranını azaltmak istiyen hükümetler, arz tarafı politikalarına konsantre olmaya ihtiyaç duyarlar. Bir ülkede sosyal yardımların nispeten yüksek olması, daha az insanın çalışmak istemesine sebep olabilir.

İşsizlik Çeşitleri Bir dizi işsizlik çeşidi vardır:

• Yapısal işsizlik

Yapısal işsizlik: ekonomi evrim geçirdikçe oluşur. Farklı sektörler diğer sektörlere dayanamadığında veya yaratılan yeni iş türleri, bazı işleri ortadan kaldırdığında gerçekleşir. Örneğin, mevcut işlere göre kalifiye işçilerin eksikliği veya bölgeler ya da sanayi genelinde işgücü talebindeki dengesiz büyümeden kaynaklanan emek arzı ve talebi arasındaki kalıcı uyumsuzluğa atıfta bulunmaktadır.

• Döngüsel işsizlik

Döngüsel işsizlik, reel GSYİH’daki dalgalanmalara eşlik eden işsizliktir. – İş döngüsü koşullarını yansıtır. – İş faaliyetlerinde genel bir düşüş olduğunda, döngüsel işsizlik artar.

• Geçici işsizlik

Geçici işsizlik, bir ekonominin normal çalışması sırasında doğal olarak ortaya çıkan işsizliktir. Bu, insanların doğru işleri ve işverenlerin de doğru kişileri bulmasının zaman alması nedeniyle oluşur.

Zira, bir kişinin beceri ve tercihlerine uyan bir iş varsa bile, kişinin o işi keşfetmesi biraz zaman alabilir – Eksik bilgi sebebiyle. – Çünkü:

• işverenler, mevcut tüm işçilerin ve onların niteliklerinin farkında değildirler ve

• mevcut işçiler, işverenlerin sunduğu tüm işlerin farkında değillerdir.

Politika yapıcılar, genellikle, geçici işsizliğin, yapısal işsizlikten daha az sorunlu olduğunu düşünürler; zira bu, işçilerin onlar için en iyi ve muhtemelen en üretken olacağı işleri bulmaları için gereken süreyi yansıtır. Bir kişinin işi olmadığı için çalışamadığı kesintisiz bir aylık süreç olarak tanımlanan işsizliğin, geçici işsizlik ile ilişkili olanı kısa olma eğilimindedir, ancak yapısal işsizlikle ilişkili olanları çok uzun olabilir.

Yukarıdakiler göz önüne alındığında, politika yapıcılar işsizlik oranını mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışmamalıdırlar mı? Pek değil: işsizliğin, doğal oranın çok altında tutulması, başında enflasyonist baskıların geldiği olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bunun nedeni, ekonomide sürdürülebilir nitelikteki maksimum istihdam düzeyinin (bazıları uzun vadeli istihdam seviyesi olarak anar) para politikasına değil ekonominin temel yapısına bağlı olmasıdır: demografik özellikler, işgücünün özellikleri, teknoloji, doğal kaynaklar, vb. İstihdam, bu maksimum sürdürülebilir seviyenin üstüne itilirse, insanlar işlerin bol olduğunu fark ederler ve dolayısıyla pazarlık gücüne sahip olacakları için ücretler yükselir. Ücretler yükseldiğinde üretim masrafları arttığından ve bu da tüketicilere aktarılacağından dolayısıyla fiyat enflasyonu artacaktır. Fiyat enflasyonunun da maliyeti vardır.

Para politikası yapıcıları negatif sonuçlar vermeden işsizlik oranını doğal limitin altında tutamazken, diğer politika yapıcılar eğitim ve üretkenliği artıran politikalar ile ekonominin yapısını etkileyerek istihdamın maksimum sürdürülebilir seviyesini arttırabiliyorlar, bunun yapılması oldukça zor olsa da.

İşsizliğin Etkileri:

İşsizlik, ülkeleri etkileyerek birtakım sıkıntılara neden olur. Bunların bir kısmı, aşağıda verilmektedir.

1. Azalan vergi gelirleri: İşsizlik nedeniyle çalışan ve para kazanan insan sayısı azalır ve bu nedenle daha az gelir vergisi toplanır. Hükümet tarafından toplanan daha az vergi gelirinin, hükümet mâliyesi üzerinde büyük bir etkisi olurdu.

2. Yüksek arz tarafı maliyeti: İşsizlik nedeniyle çalışmayan çok sayıda kişi olduğunda, hükümet, mevcut endüstri koşulları için gerekli olan becerileri iş gücüne öğretmek zorundadır. Dolayısıyla, en yeni endüstri ile eşleşecek şekilde iş gücünün eğitim becerileri için hükümetin harcama yapması, onun görevidir. Bu durum, hükümetin ekonomisinde bir boşalma yaratır.

3. Artan refah maliyeti: İşsizlik döneminde az sayıda insan çalışacak, ancak neredeyse tüm insanlar sosyal yararlar talep edeceklerdi. Bundan dolayı, devlet parası tekrar boşalıyor. Devlet, finansmanı halka fayda sağlamak için kullanmalıdır.

4. Düşük ücretler: İşsizlik dönemlerinde, firmalarda istihdam için emek arzı artmaktadır. Bu senaryoda, düşük ücretler için çalışmaya hazır birçok insan olduğu için ücretlerin düşüşü var. Bu şekilde endüstrilere olumlu etkisi olur ve onların değişken maliyetleri düşer.

5. Fazla emek: İşsizliğin etkisi nedeniyle, çalışmaya hazır birçok aday vardır ve bu durum endüstrilere istihdam için daha fazla seçenek sunuyor. Daha fazla deneyime sahip nitelikli kişileri seçebilirler.

6. Düşük kalitede mal talebinin artması: Bir ekonomide, düşük gelir elde eden kişilerce bazen az miktarda mal satın alınır, ve bunlar düşük kalitede mallar olarak adlandırılır. İşsizlik döneminde, insanlar düşük gelir nedeniyle, daha düşük kalitede mal almaya dönüş yaparlar. Düşük kalitede mal sahihleri, yüksek bir kâr ve satış gelirine sahip olacaktı.

7. Daha az talebe dayanan mal ve hizmetler: İşsizlik, bireylerin çok düşük gelirli oldukları için malları ve hizmetleri satın almalarını engeller. Bu senaryolarda, daha düşük satış geliri, karın düşmesine neden olur.

8. Artan eğitim maliyeti: İşsizlik sebebiyle düşük ücret maliyetlerinden fayda sağlayan birçok firma olmasına rağmen, uzunca bir süre işsiz kalmış çalışanları için harcama yapmak ve onları eğitmek durumunda kalmaktadırlar. Çalışanların eğitimi, firmanın kaynakları ve zaman harcaması ile başarılır, dolayısıyla çalışanların maliyetinde bir artış oluşur.

9. Daha düşük yaşam standartları: Özel tasarruflar ve sosyal faydalar, işsizlik dönemlerinde insanların güvenebileceği tek kaynaktır. Fazla harcama yapmazlar ve yaşamları için yalnızca daha az mal satın alırlar ve bu nedenle daha düşük yaşam standartlarına itilirler.

10. Depresyon ve güven kaybı: İşsizlik, kişilerin depresyona ve güven kaybına neden olduğu bir dönemdir. İşsizlik, bazı kişilerde stresle ilişkili depresyona yol açmaktadır.

11. Becerilerin kaybı: İşsizlik döneminde bazı bireylerin, çalışma beceri ve kabiliyetleri azalabilir.

Bir kişinin işsiz kalması ne kadar uzun sürerse , onun daha çok eğitilmesi gerekir.

12. Uzun vadeli yapısal işsizlik oranının bir parçası haline gelen işsizler, iş arayışından vazgeçebilir.

13. İşsizlik, ekonominin bir bütün olarak performansı üzerinde önemli etkilere neden olabilir.

İşsizliğin azaltılmasına yönelik politikalar

İşsizlik baştan ulus tarafından düzgün bir şekilde planlanırsa çözülebilir. Doğal işsizlik oranının çözülebilmesi için çeşitli yollar vardır. Uzun vadeli işsizliği çözmek için hükümetin ve halkın birlikte çalışabileceği bazı olası yollar şunlardır: İşsizliğin azaltılmasına yönelik politikaların hızlı bir listesi:

1. Para politikası – Toplam talebi canlandırmak için faiz oranlarını düşürmek,

2. Maliye politikası – Toplam talebi artırmak için vergileri azaltmak,

3. Yapısal işsizliğin azaltılmasına yardımcı olmak için, beşeri sermayenin arttırılması – eğitim ve öğretim – işgücünü daha fazla istihdam edilebilir hale getirmek ve emek üretkenlik düzeyini yükseltmek için uzun süreli bir strateji,

4. Firmaların, durgun alanlara yatırım yapmalarına yardımcı olmak için coğrafi sübvansiyonlar,

5. Reel ücretli işsizliğin azaltılması için asgari ücretin düşürülmesi,

6. İşçi çalıştırmayı ve işe almayı kolaylaştırmak için daha esnek emek piyasaları.

7. Hem kamu hem de özel sektörden gelen talebin canlandırılması – yeni istihdam yaratmak için, toplam talebi yüksek tutmak,

8. Gelir akışına talep enjeksiyonu sağlamak için, ihracat rekabet gücünün geliştirilmesi,

9. İşe teşviklerin geliştirilmesi – sosyal faydalara bağımlılığın azaltılması ve emek arzının boyutunun genişletilmesi için işyeri ödemesi yapmak,

10. Ulusun nüfus artışının kontrolü,

11. Serbest meslek / girişimciliğin özendirilmesi

12. Emeklilik yaşının azaltılması,

13. Eğitim standarlarının geliştirilmesi,

14. Temel eğitim olanaklarının sağlanması,

15. Yaratıcı, olumlu ve rekabetçi olmak,ve son olarak

16. Siyasi istikrarın sağlanması.

İşsizliğin azaltılması için iki ana strateji var —

  1. Talep eksikliği olan işsizliği (durgunluğun neden olduğu işsizliği) azaltmak için talep tarafı politikalar,

Durgunluk var olduğunda ve döngüsel işsizlik yükseliyorken, talep tarafı politikaları önemlidir (Örneğin 1991 ve 2008 durgunluklarından sonra). Talep tarafı politikaları, talep eksikliği ile oluşan işsizliğin azaltılmasına katkıda bulunabilir; örneğin, bir durgunluk döneminde. Bununla birlikte, arz tarafındaki işsizliği azaltamazlar. Bu nedenle, bunların etkinlikleri, oluşan işsizlik türüne bağlıdır.

1. Mali Politikalar

Mali politikalar, toplam talebi ve ekonomik büyümeyi artırmaya yardımcı olarak işsizliği azaltabilir.

Hükümet genişletici mali politika izlemeye ihtiyaç duyacak: bu, vergilerin düşürülmesini ve hükümet harcamalarının arttırılmasını içeriyor. Daha düşük vergi, harcanabilir geliri artırır (örneğin KDV oranı düşürülmesi, vb.) ve bu nedenle tüketimi artırmaya yardımcı olur ve toplam talebi artırır.

Toplam talepteki artışla birlikte, reel GSYİH’da bir artış olacaktır (ekonomide yedek kapasite olduğu sürece). Firmalar daha fazla üretim yaparsa işçiler için talep artacak ve bu nedenle talep eksikliği olan işsizliği azaltacaktır. Ayrıca, yüksek toplam talep ve güçlü ekonomik büyüme ile daha az sayıda firma iflas ederek bu durum, daha az iş kayıpları anlamına gelecektir.

Keynes, uzun süren bir durgunluk döneminde genişletici maliye politikası uygulanmasının aktif bir savunucusu idi. Bir durgunluk döneminde kaynakların (hem sermaye hem emek) boşta kaldığını iddia ediyordu. Bu nedenle hükümet müdahale etmeli ve işsizliğin azaltılması için ek talep yaratmalıdır.

Yüksek toplam talebin ekonomi üzerindeki etkisi

Ancak,

1. Toplam talep, diğer bileşenlere de bağlıdır. Örneğin; eğer güven düşükse, vergilerin düşürülmesi tüketici harcamalarını artırmayabilir, çünkü insanlar tasarruf etmeyi tercih edebilirler. Eğer kısa zamanda durumun tersine döneceği  şüphesi var ise, insanlar vergi indirimlerini harcamayabilirler.

2. Mali politika etkisi gecikmeli olabilir. Örneğin hükümet harcamalarının artırılması yönündeki bir kararın toplam talebi artırmaya yönelik etkisi, uzun zaman alabilir.

3. Eğer ekonomi tam kapasiteye yakınsa, toplam talepteki artış, sadece enflasyona neden olacaktır. Genişletilmiş mali politika, yalnızca üretimde kapasite boşluğu olması durumunda, işsizliği azaltacaktır.

4. Genişletilmiş mali politika, yüksek hükümet borçlanmasını gerektirir- yüksek seviyede borçlu ve artan tahvil getirisine sahip ülkeler için bu mümkün olmayabilir.

5. Uzun vadede, genişletici mali politika, dışlama etkisine neden olabilir; örneğin, hükümet harcamayı artırıyor ancak özel sektörden borç aldığı için, özel sektör daha az harcama yapmak durumunda kalıyor ve bu nedenle toplam talep artmıyor.

 2. Para politikası

Para politikası, faiz oranlarının düşürülmesini kapsar. Daha düşük oranlar borçlanma maliyetini düşürür ve insanları harcama ve yatırım yapmaya teşvik eder. Bu, toplam talebi arttırır ve aynı zamanda GSYİH’nin artmasına ve talep eksikliği olan işsizliğin azaltılmasına yardımcı olmalıdır.

Ayrıca, düşük faiz oranları döviz kurunu düşürecek ve ihracatı daha rekabetçi yapacaktır.

Bazı durumlarda, düşük faiz oranları talebi artırmada etkisiz olabilir.

Mali politikadaki benzer sorunlar gibi, para politikası da, toplam talebin diğer bileşenlerine bağlıdır.

Düşük faiz oranları, bankalar hala kredi verme konusunda isteksiz davranırsa, harcamayı artırmaya yardımcı olmayabilir.

B- Yapısal işsizliğin azaltılmasına yönelik arz tarafı politikalar.

Arz politikaları, daha fazla mikro ekonomik sorunla ilgilidir. Toplam talebi artırmayı değil, emek piyasasındaki kusurları aşmayı ve arz yönlü faktörlerin neden olduğu işsizliği azaltmayı amaçlıyorlar. Arz yönlü işsizlik aşağıdakileri içerir:

Geçici Yapısal

Klasik (reel ücret)

Arz tarafındaki işsizliğin azaltılmasına yönelik politikalar

1. Eğitim ve öğretim. Amaç, uzun zamandır işsiz olanlara, gelişmekte olan endüstrilerde iş bulmalarını sağlayacak yeni becerileri kazandırmaktır. Bununla birlikte, eğitim ve öğretim düzeni sağlanmasına rağmen işsizler, yeni beceriler öğrenmeyi yapamayacak durumda veya isteksiz olabilir. En iyi ihtimalle işsizliğin azaltılması birkaç yıl alacaktır.

2. Ticaret birliklerinin etkilerini azaltın. Sendikalar, pazar denge fiyatının üstünde ücret karşılığı pazarlık yapabilirlerse, onlar gerçek ücretli işsizliğe neden olacaklardır. Bu durumda, işçi sendikalarının etkisini azaltmak (veya asgari ücretlerin düşürülmesi), bu gerçek ücretli işsizliğin çözülmesine yardımcı olacaktır.

3. İstihdam sübvansiyonları. Firmalara, vergi indirimleri veya uzun süreli işsiz olanları almak için, sübvansiyon verilebilir. Bu, onlara yeni bir güven vermeye ve iş başında eğitim yaptırmalarına yardımcı oluyor. Ancak, bu oldukça pahalı olacaktır, ve firmaları, vergi indirimlerinden yararlanmak için mevcut işçileri, uzun zamandır işsiz olanlarla değiştirmeye teşvik edebilir.

4. İşgücü piyasasının esnekliğin geliştirilmesi. Gelişmiş ülkelerdekidaha yüksek yapısal işsizlik oranlarının, firmaları öncelikle işçi çalıştırmaktan vazgeçtiren kısıtlayıcı emek piyasalarından kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Örneğin, maksimum çalışma haftalarını kaldırmak ve işçileri almayı ve çıkarmayı kolaylaştırmak, daha fazla iş yaratmayı teşvik edebilir. Bununla birlikte, artan işgücü piyasası esnekliği, geçici istihdam artışına ve daha fazla iş güvensizliğine neden olabilir.

5. Daha sıkı sosyal fayda gerekleri. Hükümetler, işsizlerin bir işi kabul etmeleri veya sosyal yardımları kaybedecekleri riski konularında, daha aktif bir rol alabilir. Belirli bir süre sonra, hükümet bir kamu sektörü işini garanti edebilir. Bu, işsizliği önemli ölçüde azaltabilir. Bununla birlikte bu durum, hükümetin binlerce kişiyi yüksek maliyet yaratarak, verimsiz görevlerde çalıştırmakla sonuçlandığı anlamına gelebilir. Ayrıca, sosyal fayda talep etmeyi zorlaştırılırsa, başvuranların sayısı azaltılabilir.

 6. Coğrafi hareketliliğin geliştirilmesi. Çoğu zaman işsizlik bazı bölgelerde daha fazla yoğunlaşmaktadır. Bu coğrafi işsizliğin üstesinden gelmek için hükümet, durgun bölgelerde faaliyet gösteren firmalara vergi indirimleri verebilir. Alternatif olarak, yüksek istihdam alanlarına taşınan işsiz kişiler için mali yardım sağlayabilir.

7. Maksimum çalışma haftası. Maksimum çalışma haftasının (örneğin 35 saat) firmaların daha fazla işçi çalıştırması ve işsizliği azaltması gerekmesine yol açacağı öne sürülmüştür.

Ancak, maksimum çalışma haftası bir firmanın maliyetlerini artırabilir ve bu nedenle daha fazla çalışan  almak istemezler. Ayrıca, bir firmanın saatlerdeki kesintiye daha fazla istihdam sağlayarak yanıt vereceği kesin değildir – üretkenliği artırmaya çalışabilirler. Yanlış becerilere sahip olanlar yine aynı problemle karşı karşıya kalacaklardır.

NETİCE

Ulusal İşsizlik oranı, doğru şekilde planlandığı ve uygulandığı zaman, azalacaktır. Doğal işsizlik, herhangi bir ülkede önemli bir endişe kaynağıdır ve dolayısıyla ülkeyi, ekonomik çöküşten kurtarmak için, ona odaklanmak önemlidir.

İşsizlik, ülkedeki her bireyi etkilediğinden, hükümet tarafından uygun ekonomik koşulların ve korumanın sağlanması ihtiyacı vardır. Hükümetler, işsizliğe yol açan durgunluk dönemlerinde doğru adımları atmak için hazırlanmalıdır. Bu nedenle, işsizlik, ülkenin tüm vatandaşları tarafından üzerinde durulması  gereken bir husustur. Her vatandaş işsizliği önlemek için her ne yapabilecekse, onu yapmakta sorumlu olmalıdır. İşsizlik büyük bir krizdir ve ülkenin ekonomik durumunu gömebilir ve bu nedenle doğru yöntemi takip etmek zorunludur. İşsizliğin ne olduğundan habersiz olanlar ve iç ayrıntılarını bilmeyenler, bu noktaları atlayıp, hatta bundan faydalanabilirler. Bu bakımdan, işsizlikten uzak bir ulus geliştirmek için çalışmalıyız.

KAYNAK:

Tejvan Pettinger, November 14. 2016 economics Federal Reserve bank of Sanfrancisco Dr. ECON education May 2007

https://revisionworld.com

http://content.wisestep.com/solve-unemployment-country-best-tips

Causes of unemployment, 14 December 2021 by Tejvan Pettinger, Oxford

Policies for reducing unemployment, 14 June 2019 by Tejvan Pettinger, Oxford.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: