Vergi, kalkınma için neden önemlidir?

Daha güçlü ve daha temiz vergi sistemleri ekonomik kalkınmaya yardımcı olacaktır, ancak bu konuda yapılacak çok iş var.

2008 yılında bir ABD Senatosu alt komitesi, vergi cennetlerinde bulunan bankaların ABD vergi mükelleflerine yılda 100 milyar dolar gelir kaybına neden olduğunu iddia eden bir rapor yayınladı. Bu, özellikle ABD yasaları, kurumlan ve vergi kaçakçılığını kontrol etmeye yardımcı olan diğer mekanizmalar ışığında, önemli bir sızıntıdır.

Ancak, kıyıdan uzakta (offshore) park etmiş para, varlıklı ülkelerin yasal vergi gelirleri üzerinde dayanılmaz bir çöküş yaratıyorsa, vergi kaçakçılığını durdurmak için yasal ve kurumsal düzenin çok daha zayıf olduğu gelişmekte olan ülkelerde bıraktığı uçurumu hayal edin. Vergi istismarı, yalnızca yoksullukla mücadele çabalarını zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda sürdürülebilir ekonomik gelişme için gereken mali temeli de zayıflatır.

Dünya Bankası’na göre, gelişmekte olan ekonomilerden gelen yasadışı nakit akışı, yılda 500- 800 milyar dolar arasında değişiyor. Bunun ne kadarının vergi kaçağı olduğu belirsizdir, ancak kaybedilen gelirin, küresel ikili kalkınma yardımının birçok keresine eşdeğer ve birleştirilmiş birkaç fakir ülkenin milli gelirinden daha fazla olduğunu tahmin etmek mantıksız değildir. Bu, sağlık, eğitim ve altyapı alanlarında harcanabilecek paradır. Kurtarılabilir hayatların kaybolduğu anlamına gelir.

Vergi, bir gelir ve büyüme kaynağından daha fazlasıdır. Devleti vergi mükelleflerine karşı hesap verebilir kılmak suretiyle kurumlar, pazarlar ve demokrasinin kurulmasında da kilit rol oynamaktadır. Aşırı vergi yükleri, daha zengin ülkelerde büyümeyi engelleyebildiği gibi, gelişmekte olan ekonomilerde vergi yapılarının eksikliği zayıf, tepkisiz yönetişimin temel bir nedenidir. Vergi ile kamu, hükümetleri, kararları için hesap vermeye zorunlu kılar ve kendini yardım bağışçılarının iradesine bağlı hissetmez. Ve vergi gelirleri nispeten tahmin edilebilir olduğundan, hükümetler daha kesin bir şekilde plan yapabilirler.

Gelişmekte olan ülkelerde toplanan verginin GSYH’ye oranı, gelişmiş dünyadakilerin sadece yarısı kadar oluyor. Sahra altı Afrika’nın İskandinavya ülkeleri vergilendirme seviyelerine uyması beklenmemekle birlikte, düşük gelirli birçok ülke mali sistemlerini iyileştirerek vergi alımlarını artırabilir ve böyle yaparak kalkınmayı güçlendirebilir. Pratikte bu durumun örnekleri vardır. Gelişmekte olan ülkeler, vergi toplama kapasitelerini güçlendirerek özerkliklerini artırırlar ve dış yardımlara ve sermayeye, uzun vadeli bağımlılıklarını azaltırlar.

Bu fikir yeni bir şey değil. Nitekim, zengin ve fakir ülke hükümetleri, yıllarca kalkınma için verginin önemli olduğunu kabul etmişlerdir. Örneğin, kalkınma üzerine yeni bir odaklanma başlatan 2002 Monterrey Konsensüsü, yerli kaynakların harekete geçirilmesinde vergilendirmenin kilit rolünü vurgulamıştır – yurtiçi gelirin %90’ı genellikle vergiden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, verginin önemini kabul etmek bir şeydir, etkisini ve işleyişini iyileştirmek başka bir şeydir- kültürel engeller, kurumsal zayıflıklar ve yolsuzlukların yanı sıra sermaye kaçışı, agresif vergi planlaması ve ticari baskılar gibi uluslararası faktörleri de dikkate alarak.

Küresel ticarete açılmanın, uzun vadeli ekonomik büyümeyi desteklemesi beklenirken, bazı girişimlere katılan ülkelerin tarifelerini düşürmeleri gerekmektedir. Bu, mevcut gelir tabanını korumak için büyük bir zorluktur. Başka bir deyişle, ticari görüşmeler piyasaya erişimi iyileştirmek için tarifeleri ve sübvansiyonları azaltmaktan çok, aynı zamanda vergi sistemleriyle de ilgilidir. Sınır ötesi ticarete uygulanan tarifelerin kaldırılmasından önce, hükümetler alternatif gelir kaynaklarının mevcut olduğundan emin olduklarını hissetmelidir.

Bu karmaşık bir iştir, bu yüzden zayıf vergi idarelerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Yolsuzluk, tam bir ana engeldir. Gelişmekte olan ülkelerin vergi sistemlerini, eskimiş idari yapılarda çalışan, yetersiz eğitimli ve az ücretli memurlar tarafından yönetme talihsizlikleri var. Gelir ve tüketim vergileriyle uğraşan farklı yapıları, ayrı bir problem. Gelişmekte olan ülkeler, vergi tarifelerini düşürmek ve vergi tabanını genişletmek gibi reformları yapma güvencesiyle yoksulluk tuzağının ötesine geçeceklerse, bu yönetimlerde çarpıcı bir iyileşme gerekiyor. İyileşme, entegre bir vergi yönetimi içinde daha iyi ücretli yetkililer ile çalışan öngörülü ve güçlü vergi komiserleri liderliğinde, bağımsız gelir hizmetleri gerektirir.

Vergi yönetimini güçlendirmek ve iyileştirmek tabiatıyla bir gecede olmayacaktır..Bu arada, vergi cennetleri üzerindeki baskı da devam etmelidir. Nominal vergisi olan veya olmayan, şeffaflığı, etkili bilgi alışverişi ve “gerçek faaliyetleri” olmayan vergi cennetleri her yerdedir ve gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden yatırım yapacak servet sahibi olanlar bunlara kolay erişebilir. Bu bölgelere akan gelir vergileri, yetkili makamlarca tahsil edilebilseydi, kalkınmayı finanse etmek için milyarlarca dolar mevcut olacaktı.

Bunu bilen OECD; bu yüzden, on yıldan fazla bir süredir, ülkeleri vergi konularında daha yüksek şeffaflık ve bilgi alışverişi konusunda anlaşmaya teşvik ederek vergi cennetleri ile mücadeleye öncülük ediyor. Vergi standartları G20 ülkeleri ve Birleşmiş Milletler’den küresel bir onay aldı ve uygulama ilerliyor.

Teknik taraf da dahil olmak üzere elbette yapılması gereken çok şey var. Kıyıdan uzakta sektörün gerçek boyutunu ve bu vergi cennetlerinde kaybedilen kesin gelir miktarını ölçmek için, uluslararası kabul gören bir metodoloji geliştirilmelidir. Ne de olsa, genel olarak vergi cennetlerindeki küresel gelir kaybını hesaplayabilmemize rağmen, ne kadarının belirli ülkelerin ve özellikle de gelişmekte olan ülkelerden hangilerinin kıyıdan uzak yargı bölgelerinde kaybedildiğini de bilmemiz gerekir.

NETİCE

Küresel ekonomik kriz, yasadışı vergi istismarının önlenmesinin ve banka şeffaflığının arttırılmasının önemine dair kamu ve politik ilgiyi yeniden odakladı. Düzgün ve şeffaf bir şekilde organize edilmiş vergi sistemleri artık kısıtlama olarak değil, ekonominin geliştirme motorları olarak kabul edilmektedir.

KAYNAK

Jeffrey Owens, Richard Parry , OECD Centre for Tax Policy and Administrati

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: