KİŞİSEL ÇIKAR ve REKABET

Bir piyasa ekonomisi; bireyler ve işletmelerin, bir hükümet tarafından kurulmuş yasal bir çerçeve içinde, faaliyetleridir. Burada temel faktör, hükümetlerin Pazar ile etkileşimde bulunmamaları -ya da bunu ağır bir şekilde yapmamalarıdır. Bir piyasa ekonomisinde rekabetin rolü, genellikle bu sistemin iyi çalışmasını sağlamasıdır. Çoğu durumda, rekabet, daha fazla seçenek oluşturur, kaynakların verimli kullanımı yoluyla ürün kalitesini artırır, ve artan yatırımlarla ekonomik büyümeyi geliştirir. Neticede, rekabetin sonuçları hemen hemen her zaman pozitiftir.

Kişisel çıkar, piyasa ekonomisinin önemli yüzlerinden biridir. Bireylerin veya işletmelerin gelirlerini nasıl harcayacakları ve nasıl ilave sermaye yatırımı yapacakları ile ilgili kendi kararlarını vermelerini sağlar. Daha çok seçenek ile ekonomiyi, bir çok kişi ve işletmelerin ihtiyaçları ve istekleri için daha iyi tercih yapabilmelerini oluşturan bu sürece, ekonomistler genellikle ‘seçim’ diyorlar. Rekabet, markalı ve diğer ürünler arasında seçime izin verir. Örneğin, bir birey daha yüksek fiyatlı, popüler ayakkabı veya daha az maliyetli biraz daha az popüler ama yeterli ayakkabı arasında seçim yapabilir.

Pazar ekonomisi; bireylerin kaynakların çoğuna sahip olduğu bir ekonomik sistemdir.- toprak, emek, sermaye – ve bunların kullanımını pazarda kendi özgür iradeleri ile aldıkları kararlarla kontrol ederler. Bu, hükümetin küçük bir rol oynadığı bir sistemdir. Bu tarz ekonomide iki güç – kişisel çıkar ve rekabet- çok önemli bir rol oynamaktadır. Kişisel çıkar ve rekabetin rolü, 200 sene önce ekonomist Adam Smith tarafından açıklanmış olup, halen pazar ekonomisinin işlevi anlayışının temeli olarak kabul görmektedir. Aslında, çevremizde gördüğümüz ekonomik faaliyetlerin çoğu kişisel çıkarcı davranışların sonucudur. Adam Smith kitabı Wealth of Nations’da onu şu şekilde tanımladı:

“Akşam yemeğini beklediğimiz kasabın, fırıncı veya marketin iyi niyetinden değil, kendi çıkarlarını gözetişlerindendir.”

Peki neden fırıncı ekmek yapmayı tercih ediyor? Cevap kişisel çıkarı olduğu için. Fırıncı ailesini beslemek ve istediği şeyleri satın almak için yeterli para kazanmak istiyor. Bunu yapmak için bulduğu en etkili yol, tüketici için ekmek yapmaktır. Aslında onun ekmekleri yeterince iyi ve hizmeti yeterince samimi olmalı ki, tüketiciler paralarını onun ekmeği ile değiştirmeye istekli olsunlar. Fırıncı kendi çıkarına hizmet ederken sizin için çok değerli bir ürün üretir. Bu piyasa sisteminin iyi yönüdür ki kişisel çıkar başkalarının faydalandığı davranışlar üretir.

Kişisel çıkar açgözlü olmak mı? Veya ahlaksızlık mı? Kişisel çıkar terimi ile ilgili olumsuz çağrışımlar oluyorken, bu ille açgözlü ya da ahlaksız bir davranış anlamına gelmez. Kişisel çıkar, bireylerin hedeflerini aramak anlamına da gelir.

Ancak, kişisel çıkar ekonomik faaliyetin itici gücüdür derken, hemen vurgulama!ıyız ki rekabet de ekonomik faaliyetin düzenleyicisidir. Kişisel çıkar, fiyatların oyulması, yolsuzluk, ve hileli fiyatlandırmaya yol açmaz mı? Bazen öyle, fakat çoğu zaman bu durum rekabet ile kontrol altında tutulur. Pazarda diğer kişisel çıkarcı bireylerin rekabeti ile bir bireyin kişisel çıkarı, kontrol altında tutulur. Örneğin ben bir fırıncı olsaydım, sizin paranızı kazanmamın tek yolu şehirdeki diğer fırıncılar tarafından üretilen ekmeklerden daha iyi, daha ucuz veya daha uygun bir ekmek üretmek olacaktı. Benim ekmeğim küflenmiş, düşük kalitede veya yüksek fiyatlı olsaydı, büyük olasılıkla benim rakiplerimden satın alınacaktı. Bir bireyin parasını kazanmak için bir üretici makul bir fiyata kaliteli bir mal veya hizmet sunmak zorundadır.

Fark edeceksiniz ki burada rakipler var sayılmaktadır. Eğer, 150 km içinde tek fırıncı olsaydı, müşterilere, yüksek fiyatta düşük kaliteli ürün satabilecek veya kaba davranabilecekti – ama bu durumda bile, başka kişisel çıkarcı kişi kar elde etmek için bir fırsat görebilecek ve şehirde bir rakip fırın açabilecekti. Böylece rekabet, kişisel çıkarı kontrol eden bir düzenleyici olmakta, çünkü, bir üreticinin müşterilerinden yararlanmak üstünlüğümü kısıtlamaktadır.

DÜZENLEME

Kişisel çıkar ve rekabet tartışması, çoğunlukla hükümet düzenlemelerinin uygun rolünün tartışılması ile sonuçlanır. Bazıları, pazarda kişisel çıkarları üzerinde kontrol olması için yeterince rakip firmanın olduğunu varsayarak büyük ölçüde kendi kendini düzenleyen bir piyasa ekonomisi görürler. Diğerleri, rekabetin kişisel çıkarlar üzerindeki yeterli bir kontrolünün başarısız olduğu durumlar için fraud örneğine gönderme yaparlar – kişisel çıkarları için dolandırıcılık örneklerine işaret ederek hükümetin ekonomik faaliyetleri düzenleme de daha aktif bir rol alması gerektiğini savunurlar.

Hükümet, içinde adil ve açık rekabetçi piyasaların bulunacağı bir temel çerçeve oluşturmada hayati bir rol oynar. Temel seviyede Hükümet, ‘hukuk kurallarını’, mülkiyet haklarını oluşturmak, sözleşmelerin onanmasını sağlamak, piyasaların uygun bir şekilde işleyişlerini takip etmek için gerekli kurumlan tesis etmek sorumluluğundadır. Bu, firmaların ve bireylerin pazarda çalışırken nasıl davranmaları gerektiğini yöneten bir rekabet ve tüketici çerçeve kanununun kurulmasını da içerir.

Rekabet kanunu, firmaların rekabet karşıtı anlaşmalar yapmalarını önler, ve “baskın firmaların” pozisyonlarından yararlanarak piyasa sonuçlarını çarpıtmamaların sağlar- örneğin, yeni firmaların piyasaya girmesini kısıtlamak ve rekabetçi fiyatların üzerinde fiyat oluşturmak gibi. Bu, keza, rekabetin büyük ölçüde azalmasına yol açacak firma birleşmelerini de kısıtlar. Bu yasa, tüketicileri dolandırıcılıktan, hilekarlıktan ve kötüye kullanılan uygulamalardan korumayı amaçlamaktadır.

Bu rekabet ve tüketici çerçeve kanunları olmadan, tüketiciler, firmalar tarafından sömürülmeye karşı savunmasız kalırlardı.

NETİCE

Rekabet, firmaları, iç verimliliklerini geliştirmek ve maliyetleri düşürmek için teşvik eder. Maliyetlerin düşürülmesi, firmaların, aynı mal ve hizmetleri tüketicilere daha düşük fiyatlarla sunmalarını sağlar. Bu, daha büyük sayıda tüketici çekecek ve firma daha büyük bir pazar payı kazanacaktır.

Firmaların, yeni teknolojileri benimsemelerini teşvik eder. Teknolojinin ve/veya yeni tekniklerin erken benimsenmesi, firmaların maliyetlerini en aza indirme sürecine yardımcı olur.

Buluşlar için yatırımlar firmalara, mevcut ürünlerin kalitesini artırmaya ve/veya yeni ürünler geliştirmeye ve tüketicilerin tercihlerine veya değişen ihtiyaçlarına daha uygun düşen faaliyetlere imkan verir.

Yönetsel verimsizliği azaltır. Diğer firmalardan gelen ve piyasaya yeni giren firmaların rekabetçi baskıları, firmaların daha iyiyi aramalarını ve işlerini çok daha verimli düzenlemelerine yol açar. Etkin rekabet eksikliği, firmaları ve yönetimlerini verimli olmayan modellerde ve teknolojilerde çalışmaya yönlendirebilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: