Türkiye orta gelir tuzağına takılıp kaldı. Buradan nasıl çıkılır?

Orta Gelir Tuzağı Nedir

Önce sorunu tanımlayalım: Orta gelir tuzağı, bir ülkenin, düşük gelirli ekonomiden yüksek gelirli bir ekonomiye geçiş yaparken, belirli bir gelir seviyesinde (genellikle kişi başına GSYİH 10.000-12.000 $ bandında) takılıp kalmasıdır. Bu durum, ülkelerin bir zamanlar kullandığı ucuz iş gücü ve sermaye gibi temel üretim faktörlerine dayalı büyüme modelinin artık işe yaramaması, ancak yenilikçi, yüksek teknoloji ve verimliliğe dayalı yeni bir modele geçiş yapamamasıyla gerçekleşir.

Neden bu tuzağa takılı kaldık

Bu çok önemli ve karmaşık bir soru. Türkiye’nin bu tuzağa takılma nedenleri ve çıkış için bazı gerekli stratejiler, aşağıda özetlenmektedir.

Orta Gelir Tuzağının Temel Nedenleri (Türkiye Özelinde)

  • Katma değeri Düşük Üretim: Türkiye, uzun yıllar tekstil, mobilya, otomotiv yan sanayi gibi sektörlerde ucuz iş gücüne dayalı üretim ve ihracatla büyüdü. Ancak bu sektörler, gelir seviyesi yükseldikçe rekabet gücünü kaybetti. Katma değeri yüksek sektörlere (yazılım, ilaç, havacılık, yüksek teknoloji gibi) geçiş yeterince hızlı ve kararlı olmadı. Ekonomi halen düşük ve orta teknolojili üretime (tekstil, otomotiv, beyaz eşya) dayanıyor. Yüksek teknolojili, Ar-Ge yoğun, marka değeri yüksek ürünlerdeki payımız oldukça düşük.
  • İnsan Sermayesi Sorunları: Eğitim sistemi, piyasanın ihtiyaç duyduğu becerileri (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik- STEM, eleştirel düşünme, problem çözme) yetiştirmede zorlanıyor. Nitelikli iş gücü açığı varken, aynı zamanda istihdam edilemeyen çok sayıda mezun sorunu (“beyinsizlik” değil, “beyin göçü” ve “işsizlik” ikilemi) yaşanıyor. İşgücü ile ekonomik yapının nitelikli ihtiyaçları arasında bir uyumsuzluk söz konusu.
  • Kurumsal Kalite ve Yargı Bağımsızlığı: Yatırımcılar için öngörülebilir, şeffaf ve istikrarlı bir ortam çok önemli. Bu bakımdan, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, yolsuzlukla mücadele, mülkiyet haklarının güvencesi, uzun vadeli yabancı ve yerli sermaye için hayati derecede önem taşıyor. Bu konulardaki eksiklik, özellikle doğrudan yabancı yatırımların gelmesini ve kalıcı olmasını engelliyor. Unutulmamalı ki, bu tür doğrudan yatırımlar aynı zamanda teknolojide (know-how) getirir.
  • Makroekonomik İstikrarsızlık: Kronik enflasyon, yüksek faiz, döviz kuru dalgalanmaları, cari açık ve dışa bağımlılık, Türkiye ekonomisinin uzun süredir çözülemeyen yapısal problemleri. Bu durum, uzun vadeli yatırım planlarını ve stratejik kararları zorlaştırıyor. Belirsizlik, hem yerli hem de yabancı yatırımcının kararlarını etkiliyor.
  • Yenilikçilik ve Ar-Ge Eksikliği: Ar-Ge harcamaları, inovasyon ve patent sayıları yüksek gelirli ülkelerin çok gerisinde kalıyor. Üniversite-sanayi işbirliği yeterince güçlü değil. Bu da üretimde verimliliği artıran ve küresel pazarda öne çıkan ürünler geliştirilmemesine neden oluyor. GSYH’den Ar-Ge’ye ayrılan pay son yıllarda artsa da, hedeflediği seviyelere tam ulaşamadı ve ayrıca, bu harcamaların etkinliği sorgulanmıyor.
  • Tasarruf Eksikliği: Türkiye, düşük bir ulusal tasarruf oranına sahip. Bu da yatırımların finanse edilmesi için sürekli dış kaynağa (yabancı sermaye, sıcak para) ihtiyaç duyulmasına, dolayısıyla dış şoklara karşı savunmasız kalınmasına neden oluyor.
  • Düşük Kadın İstihdamı: Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı, OECD ortalamalarının oldukça altında. Bu, potansiyel bir büyüme kaynağının kullanılamadığı anlamına geliyor.

Orta Gelir Tuzağından Nasıl Çıkılır?

Çıkış yolu, tek bir “sihirli değnek” ile mümkün değil. Kurtuluş, “ucuz işgücüne dayalı üretim” modelinden “yenilikçi ve verimlilik odaklı büyüme” modeline geçişle mümkün olabilir. Bunun için, bütüncül, kararlı ve uzun vadeli bir ulusal strateji gerekir. Bu stratejinin bazı önemli unsurları aşağıda verilmektedir:

1. Teknoloji, Ar-Ge ve Yenilikçilik (İnovasyon) Odaklı Büyüme

  • Ar-Ge Harcamalarını Artırmak: Kamu teşvikleri ve özel sektör yatırımlarıyla Ar-Ge harcamalarının GSYİH’nın en az %2-3 seviyelerine çıkarılması hedeflenmeli. Sadece miktar değil, çıktı odaklı (patent, yenilikçi ürün) teşvik sistemleri oluşturulmalı ve sonuçlar sorgulanmalı. Bunun için, TÜBİTAK gibi kurumlar daha etkin hale getirilmeli.
  • Girişimcilik Ekosistemini Güçlendirmek: Girişim sermayesi (venture capital) fonları, teknokentler, kuluçka merkezleri desteklenerek, çok arzu edilen ancak  elde edilmesi zor olan (unicorn) şirketler çıkarmak hedeflenmeli. Bürokratik engeller kaldırılmalı.
  • Milli Teknoloji Hamlesi: Bu sadece bir slogan değil, somut politika paketi olmalı. Savunma sanayiinde elde edilen başarıların sivil alanlara (enerji, sağlık, bilişim) yayılması için çalışmalar yapılmalı.

2. İnsan Sermayesi: Eğitimde Kökten Reform

  • Müfredatı Yeniden Yapılandırmak: Ezberci eğitim yerine, eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcılık, dijital okuryazarlık ve STEM ağırlıklı bir müfredata geçilmeli.
  • Mesleki Eğitimi Canlandırmak: Sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikleri karşılayacak ara kalitede teknik personeli yetiştirecek, dinamik bir mesleki eğitim sistemi şart. Okul-sanayi işbirliği zorunlu hale getirilmeli.
  • Beyin Göçünü Tersine Çevirmek: Nitelikli profesyoneller, araştırmacı ve akademisyenler için rekabetçi maaşlar, araştırma özgürlüğü ve kariyer imkanları sunarak yurtdışındaki beyinleri geri getirmek ve içeridekileri tutmak için ciddi bir program hayata geçirilmeli.

3. Makroekonomik İstikrarı ve Güveni Tesis Etmek

  • Enflasyonla Gerçekleşecek Mücadele: Merkez Bankası’nın kanunlarındaki bağımsızlığı tam olarak sağlanmalı ve para politikasına güven duyulmalı. Kısa vadeli siyasi kaygılar yerine, fiyat istikrarı öncelikli hedef olmalı.
  • Mali Disiplin: Bütçe açıklarını kontrol altında tutmak, kamu borçlanmasını sürdürülebilir seviyelerde tutmak ve “faiz dışı fazla” hedefini gerçekçi bir şekilde takip etmek piyasa güvenini artırır.
  • Cari Açığı Azaltmak: Yüksek teknoloji ve katma değerli ihracatla cari açığı düşürmek, dış şoklara karşı direnci artırır.

4. Kurumsal ve Yönetişim Reformları

  • Hukukun Üstünlüğü ve Şeffaflık: Güçlü ve tarafsız bir yargı sistemi, mülkiyet haklarının güvencesi ve öngörülebilir bir düzenleme ortamı, yatırımın temel şartıdır. Yolsuzlukla etkin mücadele edilmeli.
  • Devletin Rolünü Yeniden Tanımlamak: Devlet, piyasanın yerine geçen bir aktör değil, rekabetçi bir ortam yaratan, altyapıyı sağlayan, süreci kolaylaştıran, kuralları koyan ve uyulmasını takip eden, bir kurum olmalıdır. Şirketlere yönelik doğrudan müdahalelerden ve ekonomiye siyasi bakış açısıyla yaklaşımdan vazgeçilmeli.

5. Değeri Yüksek Ticaret Entegrasyonu

  • AB Gümrük Birliği’nin Güncellenmesi: Mevcut anlaşma sanayi ürünlerini kapsıyor. Hizmetler, kamu alımları, dijital ticaret ve enerji gibi alanları da kapsayan modern bir gümrük birliği anlaşması, AB pazarıyla entegrasyonumuzu derinleştirir ve standartlarımızı yükseltir.
  • Yeni Pazarlara Açılmak: Orta Asya, Afrika, Latin Amerika gibi yüksek büyüme potansiyeli olan pazarlara kendi markalarımızla ve katma değerli ürünlerimizle girmek için ticaret diplomasisi güçlendirilmeli.

En Büyük Engel: Siyasi İrade

Orta gelir tuzağından çıkış, teknik olarak bir dizi reform paketinden ibaret gibi görünse de asıl zorluk siyasi iradede yatar. Bu reformlar genellikle kısa vadede toplumsal maliyetler getirebilir ve seçmen popülizmiyle çelişebilir.

Bu nedenle, Türkiye’nin bu tuzağı aşabilmesi için:

  1. Siyasi Partilerüstü Bir Mutabakat: En azından temel ekonomi kuralları ve eğitim gibi konularda ana muhalefet ile hükumetin bir uzlaşmaya varması gerekir.
  2. Uzun Vadeli Bakış: 5 yıllık seçim döngülerinden sıyrılıp, 10-20 yıllık bir ulusal stratejiye ve bu stratejiye sadık kalmaya ihtiyaç vardır.
  3. Toplumsal Rıza: Halkın, kısa süreli zorlukların katlanılması gerektiğine ikna edilmesi ve sürece dahil edilmesi şarttır.

NETİCE: 

Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkışı; teknoloji üreten, nitelikli insan yetiştiren, ekonomik istikrarı sağlayan ve güçlü kurumlara sahip bir ülkeye dönüşmesine bağlıdır. Bu, imkansız değildir ancak acil eylem, kararlılık ve her kesimin katkıyla sahiplenmesini gerektiren bir yolculuktur. Kısa vadeli popülist politikalar yerine, “üretim, verimlilik, ihracat, istihdam ve istikrar” beşlisine dayalı, uzun vadeli bir ekonomik strateji benimsenmeli ve eğitimden hukuka, Ar-Ge’den mali disipline kadar her alanda kararlı adımlar atılmalıdır. Bunlar sağlandığı taktirde, Türkiye, orta gelir tuzağından çıkıp, yüksek gelirli ülkeler seviyesine ulaşabilir.

KAYNAK:

Gill, Indermit, & Homi Kharas. (2007). An East Asian Renaissance: Ideas for Economic Growth. World Bank Publications.

Spence, Michael. (2011). The Next Convergence: The Future of Economic Growth in a Multispeed World. Farrar, Straus and Giroux.

Akyüz, Yılmaz. (2019). Orta Gelir Tuzağına Düşüşün Nedenleri ve Çıkış Stratejileri: Türkiye Örneği. TÜRK-İŞ Araştırma Merkezi Yayınları.

Rodrik, Dani. (2021). Nüfuzu Olmayan Devlet: Türkiye’nin Siyasi Ekonomisi ve Demokrasi Sorunu. Istanbul: Iletisim Yayinlari.

Cizre, Ümit, & Yeldan, Erinç. (Eds.). (2022). Turkey’s Political Economy in the 2000s: The “Modell” and Beyond. Routledge.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve Dünya Bankası Verileri.

Acemoglu, Daron, & Robinson, James A. (2012). Why Nations Fail: The Origins of Power, Prosperity, and Poverty. Crown Business. 

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.