İş adamları ve siyaset
Bazı iş adamlarının, iş dünyası ile siyaset arasında geçiş yapma fenomeni var. . Çoğu, iyilik yapma konusunda gerçek bir istekle motive olurlar. Ancak pek çok ülkede, “gerçek dünya” deneyimi olmayan sözde kariyer politikacılarına karşı yüksek düzeyde bir küçümseme var. İş dünyasından siyasete geçiş yapan yüksek profilli adaylar, büyük miktarda fon ve güçlü liderlik iddiası getiriyor, Ancak bunlardan bazılarının, siyasi ofiste hiçbir geçmişi yok ve bu da politika tartışmalarına liderlik etmeye uygun olup olmadığı konusunda sorular oluşturuyor.
İlk olarak vurgulanması gereken nokta, iş insanlarının aynı zamanda siyasi hak ve sorumluluklara sahip vatandaşlar olduğudur. Ve daha geniş bir topluluğun parçası olarak kamu hizmetindeki kısıtlamalardan etkilenirler. Sivil sorumluluk üstlenirler çünkü çoğunlukla bir fark yaratabileceklerine inanırlar.
Siyasi güç elde etme alışkanlığı olan mesela bazı şirket yöneticileri liderliğin, yere ve zamana göre, kendinden önce ve sonra gelen unsurlar nedeniyle kazandığı farklı anlam ve değerler bütününün (bağlam), çeşitli durum, ilişkiler veya bağlantılara ve organizasyondan organizasyona sorunsuz bir şekilde aktarılabileceğini ima ediyorlar. Bu bazı açılardan doğru olabilir – büyük şirketler oldukça politikleştirilmiş ortamlardır ve hükümette çalışmak hedef odaklı kurumsal hayata benzeyebilir. Politik olarak istekli CEO’lar, birçok kariyer politikacısının aksine, “gerçek dünyada düzgün bir iş çıkarmış” olma kartını da oynayabilirler.
Ancak liderlik oldukça bağlamsaldır(belli bir duruma özgü olan, yalnızca o olgu/olay çerçevesinde anlamını bulan). Uygulaması organizasyona, amacına, orada çalışan insanlara, çevredeki yerel ve ulusal kültürlere, tarihi koşullara bağlıdır – liste uzundur. Başka bir deyişle, liderlik eylemi nerede ve ne zaman gerçekleştiğinden etkilenir, ancak aynı zamanda bağlamın ne olduğuna dair anlayışımıza da katkıda bulunur. Bazı kurumsal liderler buna örnektir, eğer siyasi güce ulaşırlarsa – büyük şirketlerde yaygın olan değerler, uygulamalar ve tutumlar siyasetin bir parçası haline gelir.
Aslında, politikacı olmak insanlara hizmet etmek anlamına geliyor. Bu, güce sahip olmak ve istenilen her şey hakkında karar vere bilmekle ilgili değil. Ancak iş dünyasından gelen ve politikacı olan bazı insanlar, daha fazla güç elde etmek için bu işe giriyorlar.
İş Dünyası ile Politik Dünya arasındaki farklar.
İş dünyasındaki liderlerin, iyi tanımlanmış bir yatırımcı kitlesine kanıtlanması gereken tek bir baskın hedefi vardır: her çeyrekte ölçülen bir kar elde etmek. Buna karşın siyasi liderlerin birden fazla hedefi vardır ve bunlardan birkaçı açıkça belirtilmiştir veya diğerlerinden daha baskındır. Birden fazla seçmen kitlesi ve öncelikli olarak siyasi anketlerin ve seçmenlerin kaprisleriyle ölçülen bir sürü sorumlulukları vardır. Çok fazla sorumlulukları vardır ancak bir şirket CEO’sunun aksine, işleri halletmek için nispeten az yetkileri vardır. Onların alanı güç değil, ikna etme alanıdır. Sadece meclisi ve diğerlerini katılmaya ikna ettikleri şeyi başarabilirler.
İş dünyası ile siyasi liderlik arasındaki bir diğer kopukluk ise birincisinde başarının daha çok pragmatizme dayanması, ikincisinde ise başarının bir felsefe veya bakış açısı gerektirmesidir. Milton Friedman’ın meşhur sözünde belirttiği gibi, bir iş adamı serbest piyasaların tutkulu bir şekilde taraftarı olabilir, ancak kendi şirketi için biraz özel hükümet sübvansiyonu veya daha hafif bir düzenleme için lobi yapmaya hevesli görünebilir. İş liderleri pragmatik olmalı, işleri yürütmeli, bir sonuca ulaşmaktan sorumlu olmalıdır. Ancak ürünlerini ve şirketlerini sevseler de, nadiren filozof olurlar. Zira, bir iş adamı felsefeden önce pragmatizmi koyar; aslında, siyasi felsefeyi bile anlamayabilirler.
Sonuç olarak, mesela Amerikan Başkanlarına bakıldığında listede çok fazla iş lideri görmezsiniz. Çoğu avukat veya kariyer politikacısıydı – 21’i her ikisiydi. Modern zamanların başkanlıkta başarılı olan tek iş adamı, Harry Truman, iş hayatında başarısız olmuştu. İkisi de iş adamı olan Jimmy Carter ve George W. Bush, büyük bir modern başkan olarak kabul edilmez. Romney’nin, Anayasada bir başkanın en az 3 yıl bir işte çalışmasını gerektiren bir madde bulunması yönündeki önerisi temelsiz görünüyor.
Popülist politikacılar korkudan hareket ederler. Gerçek liderler zorlukların üstesinden gelir, enerjilerini insanlarla paylaşır ve “Çok başarılıyız. Bu sorunu çözebiliriz. Endişelenmeyin: çözebiliriz.” diyerek insanların kendilerini böyle hissetmelerini sağlarlar.
İş zekası ve hükumet zekası aynı şey değildir.
Yaklaşık yirmi yıldır liderlik dersleri veren bir kısım profesörler, iş liderlerinin politika veya siyaset arenasında çalışırken neden sıklıkla başarısız olduklarına dair en az üç önemli neden gördüler.
Öncelikle, iş liderleri düzensizliğin acımasız bir ustalıkla ele alındığı operasyonel verimliliklere alışkındır. Hükumette bulunan denge ve denetim, hesap verebilirlik ve gözetim, politika aygıtının içine yerleşmiştir ve görünüşte uygulanabilir çözümlerin etkinliğini ve hızını azaltabilir.
İkincisi, küçük bir paydaş grubun çıkarlarını karşılamaya dayalı bir liderlik modeli olan bir işletmeyi yönetmenin aksine politika liderliği, çok sayıda seçmenin ihtiyaçlarına hizmet ederken, çoğu kez rekabet eden çıkarların genellikle geçici bir birlik veya ittifak oluşturulmasını içerir.
Geçiş yapan iş liderleri için üçüncü bir zorluk, risk kavramını içerir. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde liderliği inceleyen ilk akademisyenlerden biri olan merhum Warren Bennis, politika yapıcıların ve iş liderlerinin riskle nasıl başa çıktıklarını fark eden ilk kişilerden biriydi. İş liderliğinde risk, karları artırma ve rekabette ilerleme fırsatı olarak görülür. Hissedarlar ve yatırımcılar risk ararlar ve riske yatırım yapma fırsatı için prim öderler.
Ancak risk politikada bir değer değildir. Daha sıklıkla, özellikle uzun vadede, politik bir yükümlülüktür. Pek çok misal, politikada riskle flört etmenin olumsuz yanlarını göstermektedir.
NETİCE
Tamamen farklı iki alan olan bir işletmeyi yönetmekle bir ülkeyi yönetmek son derece farklı beceriler gerektirir.
En büyük fark, iş dünyasında etrafınızdaki herkesin sizin için çalışmasıdır. Bir iş lideri olarak hedefleri, kültürü, hizmet şartlarını, her şeyi siz belirlersiniz.
İşletmeleri iyi yönetmek çok zordur. Bunu iyi yapan insanlar genellikle son derece yeteneklidir. Ancak yine de, siyasi lider olmak isteyen iş liderlerine, şüpheyle yaklaşılması gerekir.
Hükumetlerin, daha çok bir şirket gibi yönetilmesi gerektiğini öne sürmek, demokrasinin tamamen farklı bir beceri seti gerektiren ilkeler üzerinde işlediği kritik yolları görmezden gelmek demektir.
KAYNAK:
- forbes.com, Why Business CEOs Don’t Make Effective Political Leaders David Davenport Contributor
- Do businessmen make better politicians? Published: August 2016 , theconversation.com
- chicagobooth.edu, Andrej Kiska president of Slovakia, spoke at Chicago Booth
- Why CEOs Tend to Make Bad Politicians, Washington Monthly, by Nancy LeTourneau January 28, 2019 — Howard Schultz January 28, 2019
- Why business leaders don’t always make the best politicians Published: May 26, 2015 CEST, The Conversation